bakım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bakım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Ekim 2010 Pazartesi

EBRU ŞALLI SELÜLİT BİTKİ BAKIM KÜRÜ



selilut maskesi EBRU ŞALLI SELÜLİT BİTKİ BAKIM KÜRÜ
Bacaklardaki selülit için bitki kürü tedavisi önerisi… Selülitten şikayet edenler için, Ebru Şallı’nın önerdiği mucize cilt bakım iksirinin, sonuçları kanıtlanmış bir detoks içeceği olduğunu, evde hazırlayabileceği bu mucize iksiri her sabah kahvaltı yapmadan yarım saat önce 1 bardak içen kişinin, 5 gün içinde kendisindeki değişimi farkedeceğini söylüyor.

Ebru Şallı “Formülümü yıllardır yemekle, kaloriyle ve neyin zararlı, neyin faydalı olduğunu öğrendiğim için inceleyerek buldum. Bu mucize iksir vücuttaki toksinleri atarak, yağların hızlı bir şekilde yakılmasına yardımcı oluyor. 5 gün içinde farkı gördüm. Selülitli bölgeleri sıkılaştırıyor. Herkes bu içeceği evinde yapabilir.” dedi.

İşte Ebru Şallı’nın mucize iksiri
3 Kabak
2 Enginar
1 Avuç Brokoli
1 Avuç Maydanoz
1 Orta boy soğan
Yarım limon suyu

Hazırlanışı: Sebzeleri az su ile haşlayın. Ardından bu su ile beraber sebzeleri blendırdan geçirin. Üstüne limon suyunu da ilave edip tekrar blendırda karıştırın.
Bu içeceği soğuk ya da sıcak olarak içebilirsiniz. İçine başka hiç bir şey katmayın. Her gün sabah 1 bardak için.

7409936801613563493 2202475056398517169?l=saglikguzellikmoda.blogspot EBRU ŞALLI SELÜLİT BİTKİ BAKIM KÜRÜ
 EBRU ŞALLI SELÜLİT BİTKİ BAKIM KÜRÜ  EBRU ŞALLI SELÜLİT BİTKİ BAKIM KÜRÜ  EBRU ŞALLI SELÜLİT BİTKİ BAKIM KÜRÜ  EBRU ŞALLI SELÜLİT BİTKİ BAKIM KÜRÜ  EBRU ŞALLI SELÜLİT BİTKİ BAKIM KÜRÜ  EBRU ŞALLI SELÜLİT BİTKİ BAKIM KÜRÜ

 EBRU ŞALLI SELÜLİT BİTKİ BAKIM KÜRÜ

Popularity: unranked [?]

sponsorlu bağlantılar

Bu yazılarda ilginizi çekebilir

[ ... ]

4 Mayıs 2010 Salı

Gürkan Kubilay Yoğurt Diyeti yoğurt yoğurt diyeti

Gürkan Kubilay Yoğurt Diyeti


Biz kadınların fazla zorlamaya gelemeyiz, zorlandığımız konuların ilk sıralarında diyet yer almaktadır. Diyet yapmak zor geliyor veya diyet yiyeceklerini bir araya getirmekte zorlanıyorsanız bu diyet ile fikirleriniz değişikliğe uğrayacak. Uygulanması bakımından ister çalışan ister ev kadını olun sizleri zorlamayacak basit bir diyet ve uygulanması.

1.GÜN
Sabah gözünüzü açar açmaz 1 su bardağı su

Sabah
1 fincan çay(şekersiz)
300 gr. light yoğurt
3-4 adet grissini

Öğle
1 kase sebze çorbası
4 yemek kaşığı etli sebze yemeği
300 gr. light yoğurt
1 adet meyve

Ara öğün
300 gr. light yoğurt
1 fincan şekersiz çay
Meyve (muz, çilek ve elma)


Akşam
1 kase sebze çorbası
60 gr. et (ızgara tavuk ya da kırmızı et olabilir)
300 gr. light yoğurt

Yatmadan önce
1 bardak papatya çayı
3 adet kuru mürdüm eriği (çekirdeksiz)

Diyetinizde 1.günün sonundasınız ve diyetinizin 2 ve devamında ki günlerinde aşğıdaki uygulama ile devam edebilirsiniz.
Sabah gözünüzü açar açmaz 1 su bardağı su

Kahvaltı
1 fincan şekersiz çay
İçine tahıl ya da yulaf ezmesi
eklenmiş 300 gr. light yoğurt

Öğle
1 kase sebze çorbası
300 gr. light yoğurt
İstediğiniz kadar meyve(karpuz, kavun, kivi)

Ara öğün
300 gr. light yoğurt
1 fincan şekersiz çay
İstediğiniz kadar meyve ( muz, çilek ve elma)

Akşam
Balık (ızgara,buğulama ya da fırında pişmiş)
Salata ( 1 kaşık zeytinyağı eklenmiş)
1 bardak meyve suyu ve 2 dilim kepekli ekmek

Yoğurt diyeti 1 hafta süren bir diyettir. Sürekli yapılması sağlıklı değildir.
[ ... ]

GÜRKAN KUBİLAY ANLATIYOR...


iç hastalıkları dr. gürkan kubilay 9 ekim 2008 de seda sayanın programında yine sağlık için çok önemli bilgiler verdi ve anlaşılır örnekler vererek ,daha anlaşılır bir biçimde sağlığımıza ne kadar değer vermemiz gerektiğinden bahsetti.
dr. kubilay ;öncelikle ağırlık ve kilonun aynı şey olmadığını, iki kilo fazlası olan birini örnek vererek açıkladı. yani eğer vücutta yağ oranı fazla ise daha kilolu görünüldüğünü ,kas oranı fazla ise daha fit ve sağlıklı bir görünüme sahaip olunacağını anlattı.
kilo almadan beslenmek için öncelikle yapılması gereken şeyin porsiyonları küçültmek olduğunu;tabak ve fincan ölçüsünün kilo almada çok önemli rölü olduğunu belirtti.
içilecek şeylerde ise 2 çay bardağı ölçüsüne denk gelecek şekilde fincan kullanın.
yediğiniz her şeyi ölçün.
yemek istediğiniz her şeyi küçük küçük tadımlık olarak yiyin. böylelikle herşeyden yemiş olur sunuz ama kilo almazsınız.
KİLO VERDİREN 5 YİYECEK
*greyfurt;vücutta biriken oksidan maddelerin dışarıya atılmasını sağlar,kanserle mücadele eder,
yemeklerden önce 1 tane başka meyvelerdelede kombine edilerek tüketilmelidir
*sardalya;omega 3 içerir ve protein bakımından zengindir.tok tutar, kan şekerinin düşmesini önler.
bal kabağı;çok lifli bir yiyecektir,100 gramında 40 kalori vardır,diyet olarak hazırlanıp tüketilmelidir.
et;doğada ,yeşilliklerle beslenen hayvanların etleri tam olarak protein ihtiyacını karşılamamızı sağlar,bu bakımdan hormonlarla şişirilmiş etleri tercih etmeyin.

Yeşil çay; Yüksek oranda antioksidan içerir, kalp sağlığına oldukça faydalıdır, sindirime yardımcı olur ve  kan şekerini düzenler.Metabolizmayı hızlandırır, yağ oksidasyonunu artırır  kilo vermek istenlere bu konuda yardımcı olur. günde 5 fincan yeşil çay kilo vermek için çok etkili olduğu araştırmalar sonucu saptanmıştır.
KALP HASTALARI NELER YEMELİ?
humus,kavun,yağsız yoğurdun içine küçük fındıkları ilave derek tüketin,vişneleri alın ve yanında üzüm suyu veya nar suyu ile birlikte tüketin,kendiniz evde sebze çorbası hazırlayın,fındıklı kek yemek istiyorsanız bu kekin üzerine erik kurusunu ezerek koyun ve öyle tüketin,soya sütünü tercih edin, ve kırmızı etten uzak durup beyaz etle ,özelliklede balık etiyle beslenin
[ ... ]

3 Mayıs 2010 Pazartesi

Feridun Kunak Ayak Banyosunu Ve Topuk Dikeni Tedavisini Anlatıyor



Feridun Kunak Ayak Banyosunu Ve Topuk Dikeni Tedavisini Anlatıyor


30.12.2008 tarihinde, esra ceyhanla adlı programın konuğu olan Op. Dr. Feridun kunak, ayak, eklem ve nasır konularına bitkisel çözüm önerileri sundu ve ayak sağlığına önem verilmesinin tüm vücut sağlığı bakımından çok önemli olduğunu da anlattı. Simdi gelelim feridun kunak ın anlattığı konuları kısaca özetlemeye:

TABAN ÇÖKMESİ:

Ayağımızda taban çökmesi olup olmadığının evde kendi kendinize test edebilirsiniz. Bunun nasıl yapılacağını dr. Feridun kunak şöyle anlatıyor:

Ayağınızı tamamen ıslatın. Islak ıslak temiz beyaz bir kağıdın üzerine basın ve ayak izinizin çıkmasını sağlayın.

Eğer ayak izinizde orta kısımda içeriye doğru hafif bir girinti varsa ayağınız normal demektir. Yok değilse, yani ayak iziniz tam olarak çıkıyorsa yada çok az bir kısmının izi çıkıyorsa ayağınızda bir problem olabilir.hemen ilgili doktora görünün.

TOPUK DİKENİ VE AĞRISI İÇİN FERİDUN KUNAK FORMÜLÜ:

Topuk dikeni fazla kiloda, uzun uzun yol yürümekten, yada ailevi sebeplerden dolayı oluşabilir.

Eğer basit topuk ağrılarınız varsa ve o an pratik bir çözüme ihtiyacınız varsa, bir tane bulaşık süngerinin ortasını minik bir çukur olacak şekilde oyun. Bu süngerin oyuk yeri ayağınızın ağrıyan kısmına denk gelecek şekilde topuğunuzun ağrıyan yerine denk getirin ve ayakabınızı bu şekilde giyin.

TOPUK DİKENİNİ DOĞAL YAĞLARLA TEDAVİ:


*Kantoron yağı

*papatya yağı

*çörek otu

Bu yağlardan karıştırn ve topuk dikeni olan kısma hegün masaj yaparak sürün. Topuk dikenine iyi gelecektir.

AYAK BANYOSU:

Eve yorgun argın geldiniz ve ayaklarınız çok ağrıyor. Ayak banyosu yaparak ayakalarınızı dinlendirin ve ayak sağlığını da korumuş olursunuz.

*bir leğenin içine biraz ılık su koyun

*içine bir tutam lavanta

*bir tutam kaya tuzu yada deniz tuzu

*Bir tutam kuru papatya

*bir tutamda kekik atın ayağınızı bu suyun içinde bir müddet öylece tutun bu sizin rahatmanızı sağlayacaktır.(eğer ayaklarınızda çatlakalrınız varsa bir tutam da adaçayı ilave edin)

*daha sonra parmaklarınızın altından itibaren ayağınıza hafiçe yumuşak hareketlerle masaj yapın.

[ ... ]

FERİDUN KUNAKIN BİTKİSEL EL KREMİ TARİFİ






Dr Feridun Kunakın el bakımı için hazılamış olduğu doal bakımkremini sizlerin beğenisine ve kullanımına sunuyoruz.
GEREKLİ MALZEMELER :
* 1 çorba kaşığı limon suyu,
* 2 çorba kaşığı gliserin,
* 1 çorba kaşığı menekşe yağı,
* 1 çorba kaşığı badem yağı,
* 1 çorba kaşığı avakado yağı,
HAZIRLANIŞI VE KULLANIM ŞEKLİ : Bütün malzemeleri cam bir kapta karıştırıp, ağzı kapalı sam bir şişede saklayın. İstediğiniz zaman kullanın

[ ... ]

FERİDUN KUNAKTAN KALÇA,EKLEM AĞRILARINA İYİGELECEK LAPA KÜRÜ


30.12.2008 tarihinde, esra ceyhanla adlı programın konuğu olan op. Dr. Feridun kunak ,ayak,eklem ve nasır konularına bitkisel çözüm önerileri sundu ve ayak sağlığına önem verilmesinin tüm vücut sağlığı bakımından çok önmeli olduğunuda anlattı.şimdi gelelim feridun kunak ın anlattığı konuları kısaca özetlemeye:

KALÇA AĞRILARI İÇİN:

Özellikle menepoz dönemindeki hanımların şikayetleri arasındadır kalça ağrıları ve gece krampları. Gece kramlarına karşı öncelikle ağrı olan bölgelere yatmadan önce sıcak uygulama yapın.

Kalça ve eklem ağrıları için;

1 bardak kepekli un

1 fincan zeytin yağı

1 çorba kaşığı kekik

1 çorba kaşığı lavanta

1 kapak papatya yağı

1 fincan süt

-Bu malzemeleri karıştırın ve ocakata kaynatarak lapa hainle getirin

-Vücudun dayanabileceği sıcaklığa gelince,ağrı olan kalçaya ve ağrıyan eklem bölgesine bu lapayı koyun. Üzerini sarın ki ,lapanın sıcaklığı ağrıyan bölgeye nüfuz etsin.

-Lapa burada soğuyuncaya kadar sarılı kalsın. Soğuduktan sonra lapayı koyduğunuz o bölgeden çıkarın ,dha sonra da susam,papatya ve peleseng yağlarının karışımıyla aynı bölgelere masaj yapın.

-Bu uygulamayı 3-5 gün kadar devam ettirin.basit kaçla ağrılarına ve eklem ağrılarına iyi gelir.

DİKKAT:

Bazı ağrılar sıcak sevmez. Eğer öncesinde ağrıyan bölgeye sıcak uygulama yaparsanız ve ağrıyan bölgenizin sıcak uygulama sonucu rahatladığının hissederseniz bu uygulamayı gönül rahatlığıyla yapabilirsiniz. Ağrılarınız sıcaktan hoşlanmıyıorsa lütfen bu tip sıcak uygulamaları yapmaktan kaçının!!!
[ ... ]

FERİDUN KUNAK TABAN ÇÖKMESİNİ,AYAK BANYOSUNU VE TOPUK DİKENİ


30.12.2008 tarihinde, esra ceyhanla adlı programın konuğu olan op. Dr. Feridun kunak ,ayak,eklem ve nasır konularına bitkisel çözüm önerileri sundu ve ayak sağlığına önem verilmesinin tüm vücut sağlığı bakımından çok önmeli olduğunuda anlattı.şimdi gelelim feridun kunak ın anlattığı konuları kısaca özetlemeye:
TABAN ÇÖKMESİ:
ayağımızda taban çökmesi olup olmadığının evde kendi kendinize test edebilirsiniz. Bunun nasıl yapılacağını dr. Feridun kunak şöyle anlatıyor:

Ayağınızı tamamen ıslatın. Islak ıslak temiz beyaz bir kağıdın üzerine basın ve ayak izinizin çıkmasını sağlayın.

Eğer ayak izinizde orta kısımda içeriye doğru hafif bir girinti varsa ayağınız normanl demektir. Yok değilse ,yani ayak iziniz tam olarak çıkıyorsa yada çok az bir kısmının izi çıkıyorsa ayağınızda bir problem olabilir.hemen ilgili doktora görünün.

TOPUK DİKENİ VE AĞRISI İÇİN FERİDUN KUNAK FORMÜLÜ:

Topuk dikeni fazla kiloda,uzun uzun yol yürümekten, yada ailevi sebeplerden dolayı oluşabilir.

Eğer basit topuk ağrılarınız varsa ve o an prtik bir çözüme ihtiyacınız varsa,bir tane bulaşık süngerinin ortasını minik bir çukur olacak şekilde oyun. Bu süngerin oyuk yeri ayağınızın ağrıyan kısmına denk gelecek şekilde topuğunuzun ağrıyan yerine denk getirin ve ayakabınızı bu şekilde giyin.

TOPUK DİKENİNİ DOĞAL YAĞLARLA TEDAVİ:

*Kantoron yağı

*papatya yağı

*çörek otu

Bu yağlardan karıştırn ve topuk dikeni olan kısma hegün masaj yaparak sürün. Topuk dikenine iyi gelecektir.

AYAK BANYOSU:

Eve yorgun argın geldiniz ve ayaklarınız çok ağrıyor. Ayak banyosu yaparak ayakalarınızı dinlendirin ve ayak sağlığını da korumuş olursunuz.

*bir leğenin içine biraz ılık su koyun

*içine bir tutam lavanta

*bir tutam kaya tuzu yada deniz tuzu

*Bir tutam kuru papatya

*bir tutamda kekik atın ayağınızı bu suyun içinde bir müddet öylece tutun bu sizin rahatmanızı sağlayacaktır.(eğer ayaklarınızda çatlakalrınız varsa bir tutam da adaçayı ilave edin)

*daha sonra parmaklarınızın altından itibaren ayağınıza hafiçe yumuşak hareketlerle masaj yapın.
[ ... ]

NASIR İÇİN,MANTAR İÇİN VE AYAKLARDAKİ ÇATLAKLAR İÇİN FERİDUN KUN


30.12.2008 tarihinde, esra ceyhanla adlı programın konuğu olan op. Dr. Feridun kunak ,ayak,eklem ve nasır konularına bitkisel çözüm önerileri sundu ve ayak sağlığına önem verilmesinin tüm vücut sağlığı bakımından çok önmeli olduğunuda anlattı.şimdi gelelim feridun kunak ın anlattığı konuları kısaca özetlemeye:

AYAK KAŞINTILARI İÇİN:

1 bardak alkol

1 çay kaşığı kadar da tentürdiyot

Bu iki malzemeyi karıştırın. Öncesinde ayaklarınızı yıkayın ve kurulayın. Daha sonra bu karışımdan pamuk yardımıyla ayağınızdaki kaşıntılı bölgelere sürün. Sonrasında da ayaklarınızı pudralayın.

İLERİ DERCEDEKİ AYAK KAŞINTILARI VE AYAKLARDAKİ ÇATLAKLAR İÇİN :

-1 bardak kına

-1 bardak sirke

-5 bardak su

*Bu malzemeleri karıştırın. Ocakta kaynatın.ılık olrak yağınızın kaşıntı olan(ayak mantarı v.b)bölgelerini bu karışımla yıkayın daha sonra vazelin sürün.

Eğer topuklardaki çatlaklar çok fazla ise ponza taşı ile kazıyın.

*topuklarınızı limonlada ovabilirsiniz.

NASIR İÇİN:

Ayağınızda nasır için bir domatesi kesin ve bir kısmını ayağınızdaki nasırın üzerine kapatın.

Sargı bezi ile sarın ve bu şekilde sabah kadar bekletin.yumuşamış olan nasırın üzerindeki ölü deriyi dikkatli bir biçimde kayın. Nasırınızın rahatladığının göreceksiniz.
[ ... ]

FERİDUN KUNAK el sağlığı ve bakımı el ve ayaklar için masAJ ELLERDEKİ UYUŞMA




dr.feridun kunak,5.1.2009 tarihinde trt-1 deki günbegün adlı programa katıldı ve yine çok özel bilgiler ve tedavi yöntemleri ile ilgili bilgiler verdi.
el sağlığı ve bakımı için şunları önerdi:
*ağır poşetleri taşırken parmak uçlarında değil ,tam avuç ortasında taşıyın.el haretlerini sağlayan tendomlarda zedelenme olur.ellerdeki eklem bölgelerini  limon yağı,biberiye yağı,papatya yağı gibi yağlarla yavaş yavaş masaj yaparak ovun.
*parmaklarınızı kütletmek kireçlenmelere neden olur. kütletme hareketlerinden sakının.
*hanımların kemik erime dönemlerinde el ve parmaklarında şekil bozuklukları oluşabilir.bunu önlemek için küçük yaşlardan itibaren kalsiyum alımına dikkat etmelidirler.
el ve ayaklar için masAJ:
sıcak suyun içine biberiye,limon,papatya,badem yağı yada tuz yada hiçbirşey koymadan ellirinizi vaya ayaklarınızı sokun. sıcak suyun içinde parmaklarınızı çalıştırır ahareketler yapın.masajlar yapın.limon yada biberiya yağı ile geriye doğru hareketlerle masaj yapın.
ayaklar şiştiği zaman,yorulduğunda yaklarınızı uzatın.ayak parmaklarınızı açıp kapatarak harek ettirin. yaklarınızı gaz pedelına basar gibi hareketler yaparak çalıştırın ve dinlendirin.

ELLERDEKİ UYUŞMANIN NEDENİ VE ÇÖZÜMÜ:
bileğin iç kısmında karpartünel(bant)dinilen bir nokta vardır. bunun sertleşmesi sonucu elllerde uyuşmlar meydana geleir. bu kısma biberiye ve limon yağı ile sıcak suyun içinde masaj yaparak gidermeye çalışın.eğer ameliyat olduysanız bu kısmdan ,aynı rahatsızlığın tekerarlama olasışığı vardır.. tekrarlamaması için yine aynı şekilde masaj yapın.
sitres ve üzüntü ellerdeki damarların büzülmelerine,dolayısıyla,ağrıların artmasına neden olur.

[ ... ]

TANSİYON VE ŞEKER HASTALIKLARI-DOÇ.DR.ÖMER COŞKUN’DAN BİTKİSEL ÖNERİLER

Hastalık Hakkında Bilgi

Adının şeker hastalığı olmasına aldanmayın. Şimdi hemen harekete geçin. Diyabet setimizle tüm sorunlarınızdan kurtulacaksınız. Yard. Doçent Doktor Ömer Coşkun sizler için hazırladı.

Aşağıdakilerden en az bir tanesi varsa şeker hastalığı (Diabetes Mellitus) teşhisi konulur.
Açlık plazma kan şekeri 126mg/dl veya üzerinde ise,
Herhangi bir saatte bakılan plazma kan şekeri 200mg/dl veya daha fazla ve beraberinde çok su içme, çok idrara çıkma veya açıklanamayan kilo kaybı varsa,
75 gr. Glukoz içerek yapılan şeker yüklemesinden iki saat sonra kan şekeri 200 mg/dl veya daha fazla ise.
Türkiye de birçok laboratuarda kan şekeri tam kan veya serumda çalışılmaktadır. Bu metodla şeker ölçüldüğünde plazma ölçüsüne göre %10 daha düşük çıkar. Yani açlık kan şekeriniz 110mg/dl den fazla ise şekeriniz yüksek demektir.
Tedavi Şekli

DİABETES MELLİTUS (ŞEKER HASTALIĞI)
Dünyada tahmini 145 milyon insan diyabet hastasıdır ve tahminler, bu rakamın, 2020 yılı itibariyle 290 milyona ulaşacağını ileri sürmektedir. Daha da şaşırtıcı olan şey bu insanların üçte birinin hasta olduklarını bilmemeleridir. Türk toplumunun yaklaşık % 8 i şeker hastasıdır. Şeker hastalığı (ya da tıptaki adıyla Diabetes Mellitus), vücudumuzda insülin hormonunun hiç üretilememesine, vücudun ihtiyacını karşılayacak kadar üretilememesi, ya da üretilen insülinin yeterince etki gösterememesine bağlı olarak ortaya çıkar. İnsülin pankreas denilen midemizin arkasında yer alan bir organımızdan kan dolaşımına verilir. Normalde vücuda yemeklerle aldığımız besinler parçalanarak, vücudun başlıca yakıtı olan şekere dönüştürülür ve kan dolaşımına geçerek kan şekerini yükseltir. Kan şekeri yükselmesi de pankreastan insülinin kana geçmesini arttırır. İnsülinde kanda dolaşan şekerin vücudumuzdaki hücrelere alınarak kullanılmasını ve vücudumuzun ihtiyacı olan enerjinin üretilmesini sağlar.
Şeker hastalığında yediğimiz besinlerle aldığımız ana enerji kaynağı olan şekeri vücudumuz insülin eksikliği nedeniyle yeterince kullanamaz. Şeker kan dolaşımında kalarak kan şekerini yükseltir. Vücudumuz ise şeker denizi içinde yüzerken (insülin eksikliği nedeniyle kullanamadığı için) şekersizlikten, enerji üretmek için yağları ve kasları yakar. Çünkü şekeri kullanması için gerekli anahtar olan insülin eksiktir. Kanda bütün vücudu dolaşan yüksek kan şeker seviyesi küçük damarlarda daralma meydana getirir ve böylece kan dolaşımı zayıflar. Bu nedenle diyabetik hastalarda böbrek hastalıkları, yaraların geç iyileşmesi, ayak ve göz problemleri gibi komplikasyonlar görülür. Diyabetin kronik komplikasyonlarından biri de ‘nefropati’ adı verilen böbrek hastalığıdır. On yılı aşkın Tip 1 diyabetlilerin yüzde 35’inde bu hastalık görülmektedir. Böbrek işlevinde azalma olan nefropatinin, erken dönemde tanısı konulursa yoğun insülin ve sıkı kontrol ile ilerlemesi durdurulmakta ve geriye döndürülmektedir. Bu komplikasyonun tanısı için, mikroalbüminüri testini yapmak gerekecektir. Diyabetin görmeyi tehdit eden en önemli komplikasyonu; göz küresinin arka bölümünde yer alan ve retina adı verilen ağ tabakasında sebep olduğu hasardır. Diyabet tanısı konulduğunda, hasta tam bir göz dibi muayenesinden geçirilmelidir. Beş yıldan daha uzun süredir tip 1 diyabeti olanlar, gözlerini yılda en az bir defa kontrol ettirmelidir. Tip 2 diyabeti olanlarda ise bu kontrol, hastalık öğrenilir öğrenilmez başlamak üzere, yine yılda en az bir defa yapılmalıdır. Göz sorunları erkenden fark edildiğinde, bunların hastanın yaşamını etkileyebilen boyutlara ulaşmalarını önleyecek önlemler ve tedaviler vardır. Örneğin; diyabetik retinopatide zamanında yapılan lazer tedavisi ciddi görme kaybı riskini yaklaşık %60 oranında azaltabilmektedir.

Diyabet aynı zamanda yağ metabolizmasını değiştirerek, kan damarlarında kolesterol yüklü plakların oluşması riskini arttırır. Bu da, diyabet hastası bir kişinin potansiyel olarak kalp damar hastalıkları riskini de taşıması anlamına gelir. Diyabet, ‘ateroskleroz’ adı da verilen damar sertliği gelişmesini hızlandırmakta ve koroner damar hastalığının ortaya çıkma sıklığını artırmaktadır. Ateroskleroza bağlı olarak ortaya çıkabilecek diğer büyük damar hastalıklarının (beyin damarlarındaki tıkanmalar) oluşması riskini de artırmaktadır. Çok yüksek kan şekeri ve kan yağının yüksekliği, şişmanlık, tütün kullanma gibi kardiovasküler risk faktörleri, kalp ve damar hastalıkları oluşumunu hızlandırır. Bu nedenle, diyabetli hastalar, kan yağları (total kolesterol, HDL, LDL, VLDL ve trigliserid) düzeylerini 3-6 aylık aralıklarla ölçtürmelidir. Kolesterol, diyabeti etkileyen önemli faktörlerden biridir.
Diyabet aynı zamanda kalbi çevreleyen damarlarla, kollara, bacaklara ve kalbe kan götüren damarlara da hasar verebilir. Damarların iç yüzünde gelişen hasar, esneklik kaybına neden olur. Kandaki kolesterol, hasar gören yerlerde tutulur ve zamanla damar tıkanır. Sonuç olarak kalp, kanı gittikçe tıkanan damarlardan geçirebilmek için daha fazla çalışmak zorunda kalır. Bu durum kalp krizlerinin, inmelerin/felçlerin gelişmesine, tansiyonun yükselmesine, kollara, bacaklara ve başa yetersiz kan gitmesine neden olabilir. Kalp ve kan damarları, diyabeti olmayan insanlarda da hasar görebilir; ama diyabetli hastalarda daha yüksektir. Diyabet ayrıca, sinir hücrelerine de zarar verebilir. Bunun tıptaki adı ‘nöropati’ dir. Kan şekeri yüksek olduğunda sinir hücreleri şişer ve bozunuma uğrar. Zamanla bunlar, vücutta organlara sinyaller taşımak şeklindeki temel görevlerini yerine getiremez olurlar. Bazı sinirlerin hasar görmesi ayaklarda ve bacakların aşağı kısımlarında karıncalanma, uyuşma, yanma, sızı veya zonklama hislerine neden olur. Nöropati semptomları zaman zaman ortaya çıkıp zaman zaman kaybolabilir. Birçok hasta ağrılarının, kan şekeri normale yakın olduğu zaman daha azaldığını bildirir. Sinirlerin hasar görmesine bağlı olarak, cinsel sağlığı da olumsuz yönde etkileyebilir.
Artık şeker hastalığı metabolik sendrom içinde anılmaktadır. Metabolik sendromun en önemli özellikleri insülin direnci, abdominal şişmanlık, yüksek kan basıncı ve lipid bozukluklarıdır. Yani diyabet, tansiyon, hiperkolesterolemi gibi problemlerin toplamı metabolik hastalık olarak belirtilmektedir. Size doğal destek ürünleri hazırlarken bunu gözardı etmiyoruz.

METABOLiK SENDROM OLUP OLMADIĞINIZIN ARAŞTIRILMASI İÇİN:
1. Haftada 5’ten fazla çikolata bar, patates cipsi, mısır gevreği ya da benzeri sanayi gıdaları yiyor musunuz? (evet/hayır)
2. Hiç tansiyonunuz ölçüldüğünde size yüksek olduğu söylendi mi? (evet/hayır)
3. Düzenli egzersize rağmen kilo vermekte zorlanıyor musunuz? (evet/hayır)
4. Kilonuz özellikle karın ve bel çevrenizde mi lokalize? (evet/hayır)
5. Kalp damar hastalığı, yüksek tansiyon veya şeker hastalığı bulunan yakınınız var mı? (evet/hayır)
6. Yemek öğünleri arasında konsantrasyon kaybı, baş ağrısı, mide bulantılarınız oluyor mu? (evet/hayır)
7. Kolesterolünüz yüksek mi? (evet/hayır)
8. Sıklıkla şekerli gıdalar yeme ihtiyacı duyuyor musunuz? (evet/hayır)
9. İdeal kilonuzun 5 kilo veya daha fazla üzerinde misiniz? (evet/hayır)
10. Yemek yedikten sonra genellikle yorgunluk hissediyor musunuz? (evet/hayır)
11. Pirinç, patates, un içeren gıdaları haftada 3 kereden fazla alıyor musunuz? (evet/hayır)
12. Hipogliseminiz (kan şekeri düşüklüğü) var mı? (evet/hayır)
13. Haftada 2 kereden daha az mı egzersiz yaparsınız? (evet/hayır)
14. Gün içinde enerji iniş çıkışları yaşar mısınız? (evet/hayır)

0-4 EVET: Metabolik sendrom için düşük risk.
5-8 EVET: Metabolik sendrom için orta risk. Araştırılması önerilir.
9-14 EVET: Metabolik sendrom için yüksek risk. Tedavi başlanması önerilir.

Metabolik Sendrom Çalışma Grubunun Önerdiği, Metabolik Sendrom Tanı Kriterleri
Aşağıdakilerden en az biri
İnsülin direnci
Bozulmuş glikoz toleransı
Aşikar diabetes mellitus ve

Aşağıdakilerden en az ikisi
Hipertansiyon (kan basıncı> 130/85 mmHG veya antihipertansif kullanıyor olmak)
Dislipidemi (trigliserid düzeyi>150 mg/dl veya HDL düzeyi erkekte 30 kg/m² veya bel çevresi: erkeklerde >102cm, kadınlarda >88 cm. )
Mikroalbüminüri (idrar albumin atılımı>20 mcg/dakika veya albumin / kreatinin oranı > 30mg/g

Diyabette özel bir beslenme programı uygulamak gerekli mi?
Diyabette özel bir beslenme yoktur. Diyabetliye önerilen beslenme, aslında herkesin uygulaması gereken sağlıklı beslenme programıdır. Diyabetliye öğretilmesi gereken sağlıklı beslenme ilkeleridir. Bu ilkeler kişinin tip 1 ya da diyabetli oluşuna göre değişir. İyi bir beslenme programı ile kan şekerinin normal düzeylerde tutulması sağlanarak, hastalığın ilerideki dönemlerinde oluşacak sorunlar önlenecektir. Az ve sık şekilde günde üçü ana, ikisi ara öğün olmak üzere 5-6 kez beslenmelidir. Taze sebze-meyveler de, vitamin ve mineraller açısından çok zengindir. Aynı zamanda kan şekerinin azaltılan posa çeşitlerini içerirler. Pişirildiğinde vitaminler kaybolsa da içerdikleri posa yararlıdır.

Diyabetli hasta beslenme alışkanlıklarını nasıl düzenleyebilir?
Tüm diyabetlilerin ihtiyaçlarına cevap verecek tek bir diyet örneği yoktur. Her hastaya ayrı bir program gerekir. Beslenme programı düzenlenirken hedef kişinin yaş, cins, vücut ağırlığı, meslek ve aktivite durumu göz önüne alınmalıdır.

Bir yiyecek veya içecek tatlı değilse, ‘diyabetliler için uygundur’ denilebilir mi?
Hayır. Aslında tadı ne olursa olsun genelde yiyecekler şeker içermektedir. Örneğin 1 limonun; çeyrek büyüklükteki ayvanın ya da 1 elmanın da içerdiği şeker miktarı aynıdır. Bu nedenle neyi ve ne kadar tükettiğimizi biliyorsak, ’sağlıklı beslenme ilkelerini takip ediyoruz’ demektir. Besinin basit şeker içermemesi, diyabetliler için en önemli kriterdir. Ancak yağlı olması da önemli. Adı diyabetik olan ürünler (diyabetik çikolata, diyabetik helva diyabetik baklava) şekersizdir, ancak içerdikleri yüksek yağ oranı sebebiyle kan şekerini yükseltmek açısından risk oluşturabilir. Hindistancevizi suyu, greyfurt ve avokado gibi bitkisel besinler, şeker ilave edilmeden hazırlanabilir. Şekersiz hazırlanmaları sınırsız tüketilebileceği anlamına gelmez; bu besinlerin tüketimlerinin belirli bir miktarda tutulması gerekir.
Gıdaların etiket bilgilerinden şeker içeriğinin değerlendirilmesi mümkün müdür? Etiket bilgilerinde, açık ifadeyle ‘şeker’ yazmıyor olması, her zaman ürünün şeker içermediğini göstermez. Örneğin etiket bilgisinde mısır şurubu, glikoz şurubu gibi besin hammaddeleri yer alıyorsa, o ürün şeker içeriyordur.
Enerjisi azaltılmış uygun gıdalar yiyin.

Şeker içermeyen fakat beyaz un miktarı yüksek yiyecekleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Beyaz ve kepekli un, benzer enerji miktarını kapsamakla birlikte kan şekerini sofra şekeri kadar hızlı yükseltir. Bu nedenle beyaz ekmek, poğaça, diyabetik baklava, diyabetik kek ve diyabetik kurabiye gibi yiyecekler, tüketildiklerinde kana geçiş hızları yüksek olduğundan tercih edilmemeli.

Pişmiş sebze ve meyvelerin tüketimi de fayda sağlar mı?
Taze sebze ve meyveler, vitaminler, minerallerden açısından çok zengindir. Aynı zamanda kan şekerinin azaltılmasına katkıda bulunan posa çeşitlerini içerirler. Pişirildiğinde vitaminler kaybolsa da içerdikleri posa yararlıdır.
Enerjisi azaltılmış gıdalar diyabetliler de uygun mu? Hayır, uygun değil. Gıdanın enerjisinin azaltılmış olması şeker içermediği anlamına gelmez. Yiyeceklerde şeker dışında yağ ve protein de enerji sağlar. Dolayısıyla bir gıdanın enerjisi, içerdiği şeker miktarı aynen korunmak suretiyle oranı azaltılarak düşürülmüş olabilir. Bu durumda ortaya şeker içeren fakat düşük yağlı yağsız olduğu için enerjisi azaltılmış ürünler çıkar. Günde En az 8 Bardak su içilmelidir.

Diyabette beslenmenin temel prensipleri nelerdir?
Yemek yeme alışkanlığının sağlıklı beslenme ölçütlerinde olması gerekir. Özellikle de tedavide insülin kullanılıyorsa beslenme, aktiviteyle birlikte daha da önem kazanır. Az ve sık olacak şekilde günde üçü ana öğün, ikisi ara öğün olacak şekilde 5-6 kez beslenmek gerekir. Sabah kahvaltılarının atlanmaması önem taşıyor. Temel besin grupları olan süt, et, meyve, sebze, yağ ve tahıl gruplarını dengeli tüketmek gerekir. Süt ve süt ürünlerinin yarı yağlı çeşitleri tercih edilmeli. Sakatatlar ve şarküteri ürünleri yerine ızgara veya söğüş balık, yağsız et tercih edilmeli. Her ana öğünde mutlaka taze salata olması gerekli. Meyvelerse ara öğünlerde atıştırmak için iyi bir alternatif. Tereyağı, iç yağı, kuyruk yağı ve kaymak gibi yağ çeşitleri yerine günde üç tatlı kaşığını geçmeyecek miktarda zeytinyağı kullanılabilir. Alkol ve şeker içerikli içeceklerden ve taze sıkılmış meyve sularından uzak durulmalı. Gün içinde şekersiz bitki çayları sıklıkla tüketilebilir. Günde en az 8 su bardağı su içmeye dikkat edilmeli ve spor yapılmalı. Ancak bu tedavi mutlaka kişiye göre belirlenmelidir. Fiziksel aktivitelere önem verin: Düzenli egzersiz yapmanız size pek çok açıdan yardım edebilir. Kilonuzu uygun düzeyde tutmanızı sağlar. Kan şekerinizi daha iyi kontrol etmenize yardımcı olur.
Diyabetle yaşamayı kabullenin. Bu konuda zorluk ve sıkıntılar yaşıyorsanız, yaşam bir azap haline gelmişse, bir psikologdan yardım istemekten çekinmeyin.
Unutmayın!
Diyabet hastalığı ile normal bir hayat sürmek mümkündür. Doktorunuzun önerilerine uyarak, düzenli beslenme, egzersiz, kontrol, şifalı bitki ve ilaç kullanımıyla sağlıklı ve uzun bir hayata sahip olabilirsiniz.
Kaynak: WEB

Tedavilerimiz ve Sonuçları
Yurdun dört bir yanından diabetli yüzlerce insan fikir soruyor. Diabetik nöropati, nefropati, ayak ülseri vs. değişik komplikasyonlarda çok etkili farklı bitkisel seçenekler sunuyoruz. Maliyeti bazılarına göre bir sigara parası bile değil. Kullandıkları ilaçlara, doktor meslektaşlarımızın öneri ve reçetelerine kesinlikle karışmıyoruz. Bir doğal eczane olarak özellikle Adana, Misis, Göller yaylası, Tekir yaylası, Toroslar vs. endüstriden uzak doğal ortamda şifalı bitkileri topluyoruz. Uygun zamanda uygun bitkiyi toplamak çok önemlidir. Güneşin sıcağında toplanan bitkiden hayır çıkmıyor. İnsanlardan ve kirlilikten uzak doğal ortamdan toplanması gerekiyor. Uygun şekilde, hijyenik ortamda ve gölgede kurutulması gerekiyor. Gelişmiş teknolojimizle bitki özsularını ve yağlarını çıkarıyoruz. Yurdun dört bir yanına her türlü şifalı bitki, baharat, macunlar, bitki yağları ve sularını toptan ve perakende satışını gerçekleştiriyoruz.

Eğer diabet hastasıysanız, kesinlikle bir doktor kontrolü altında bulunmanız gerekir. Üç ayda bir yapılacak kanda HbA1c ölçümü sayesinde kan şekeri profilinizi görebilirsiniz. Eğer sonuç anormalse diyet, egzersiz, kullandığınız ilaçlar ve şifalı bitki desteğinizi yeniden gözden geçirmek gerekir. Kesinlikle unutmayın kan şekeriniz ne kadar yüksekse küçük kan damarları o kadar fazla tıkanır. Bu demektir ki böbrek, göz, sinir, dolaşım o kadar fazla etkilenir.

Eğer hiç bir zaman fiziksel olarak aktif biri olmadıysanız dahi umutsuzluğu kapılmayın. Yürümek ve uygun ölçülerde yapılacak diğer egzersizler, en hareketsiz kimselere dahi büyük yararlar sağlar.

Diyabet setimizde çörek otu uçucu yağı, çemenotu, quercetin, krom, zerdeçal, karanfil, tarçın, acı bakla, pelinotu, hatmi çiçeği, yerfıstığı, defne, yavşan gibi her biri ayrı değer taşıyan 150 çeşit şifalı bitki bulunmaktadır. Beraberinde olan diğer hastalıklarınızı da bize bildirirseniz seti değişik şekilde düzenleyebiliriz. Lütfen ayda 40 YTL gibi cüzi bir ücreti sağlığınıza değişmeyin. Sipariş verin Türkiye’nin neresinde olursanız olun evinize kadar ulaştıralım. Diyabet ülke ekonomisine de büyük bir yük getirmektedir. Komplikasyonları tedavi çok zordur.

Danışmanımız Yard. Doçent Doktor Ömer COŞKUN diyabet konusunda onlarca çalışma yapmıştır. Bu çalışmalar uluslararası dergilerde yayınlanmıştır. Dr. Ömer COŞKUN aldığı tekliflerden birini değerlendirerek Kentucky Üniversitesi – ABD Diabet araştırma merkezinde post doctoral fellowship ünvanı almıştır. Halen çok önemli bir projeye devam etmektedir. Deney hayvanlarında bir ayda diyabetin tedavi edildiğini görmüştür. Ancak ömrü iki yıl olan bir rat insanla mukayese edildiğinde; ortalama 60 yıl ömrü olan bir insanın en az 30 ay diabet setine devam etmesi gerekmektedir. Bu bir iddia değil A sınıfı uluslararası dergilerde yer alan önemli bir projedir. Lütfen linklere tıklarsanız Doktor Ömer COŞKUN’un bu inanılmaz başarılarını görebilirsiniz.

Coskun O, Kanter M, Korkmaz A, Oter S. Quercetin, a flavonoid antioxidant, prevents and protects streptozotocin-induced oxidative stress and beta-cell damage in rat pancreas.
Pharmacol Res. 2005 Feb;51(2):117-23.
PMID: 15629256 [PubMed - indexed for MEDLINE]

Demir H, Kanter M, Coskun O, Uz YH, Koc A, Yildiz A.. Effect of black cumin (Nigella sativa) on heart rate, some hematological values, and pancreatic beta-cell damage in cadmium-treated rats.
Biol Trace Elem Res. 2006 May;110(2):151-62.
PMID: 16757843 [PubMed - indexed for MEDLINE]

Coskun O, Ocakci A, Bayraktaroglu T, Kanter M. Exercise training prevents and protects streptozotocin-induced oxidative stress and beta-cell damage in rat pancreas.
Tohoku J Exp Med. 2004 Jul;203(3):145-54.
PMID: 15240923 [PubMed - indexed for MEDLINE]

Kanter M, Coskun O, Korkmaz A, Oter S. Effects of Nigella sativa on oxidative stress and beta-cell damage in streptozotocin-induced diabetic rats.
Anat Rec A Discov Mol Cell Evol Biol. 2004 Jul;279(1):685-91.
PMID: 15224410 [PubMed - indexed for MEDLINE]

New England Journal of Medicine adlı derginin son sayısında çıkan makaleye göre, genç şeker hastalarında, kardiyo-vasküler rahatsızlıklara karşı başvurulan rejim takip edilerek, ağır komplikasyonların ortaya çıkmasının önlenebileceği bildirildi. Makaleye göre, İngiliz uzmanlarının üç Avrupa ülkesinde yürüttüğü araştırma; kilo ve tansiyonu kontrol ederek, egzersiz yaparak ve sigarayı bırakarak şekerin yol açabildiği ciddi komplikosyonların önüne geçilebileceğini gösterdi.
Şeker hastaları, bir numaralı şeker ya da şeker nöropatisi olarak adlandırılan hastalığın komplikasyon yaratmasını şimdiye kadar hep kanlarındaki şeker oranını kontrol ederek önlemeye çalışıyorlardı.
İngiltere, Romanya ve Yunanistan’da 1172 şeker hastası arasında araştırma yapan uzmanlar, kardiyo-vasküler riskin, şeker hastaları bakımından kandaki şeker oranı kadar önemli olduğu sonucuna vardılar.

Ağır vakalarda, şeker hastalarının el ve ayakları sinir harabiyeti yüzünden kesilmek zorunda kalıyor. Uzmanlar, kolesterol düşürücü ilaçların, şeker hastalarının el ve ayaklarındaki sinir harabiyetini durdurup durdurmadığının anlaşılması için klinik deneyler yapılması gerektiğini belirttiler.

Sağlık Bakanı Akdağ, “Türkiye’de diyabet tanısıyla hastaneye yatan hastaların sayısında son yıllarda artış gözlenmektedir” dedi. Bakan Akdağ, 14 Kasım Dünya Diyabet Günü dolayısıyla yayınladığı mesajında, yüzyılın en önemli sağlık sorunlarından birisi olan “diyabet”, halk arasında bilinen adıyla “şeker hastalığı”nın dünya nüfusunun yüzde 2.5’ini olumsuz etkilediğini söyledi.
Diyabet hastalığının, insülin hormonunun yokluğu veya yetersizliği sebebiyle kan şekerinin normalin üzerinde seyrettiği, tüm yaş gruplarında görülebilen ve yaşam boyu süren bir hastalık olduğunu ifade eden Akdağ, Türkiye’de yaklaşık 3 milyon diyabet hastası bulunduğunu, aileleriyle birlikte 10 milyon vatandaşın diyabet hastalığından etkilendiğini kaydetti. Akdağ, Türkiye’de diyabet tanısıyla hastaneye yatan hastaların sayısında son yıllarda artış gözlendiğini belirtti. Bakan Akdağ, diyabet hastalığının aşırı su içme ve yemek yeme, sık acıkma, aşırı idrara çıkma, yorgunluk ve halsizlik gibi belirtilerle kendini gösterdiğine dikkat çeken Akdağ, iyi tedavi edilmediğinde yaşamsal organlarda ciddi ve kalıcı hasarlara neden olan diyabet hastalığının en sık ölümlere neden pek çok hastalığın hazırlayıcısı olduğunu kaydetti.

ÜÇTE BİRİ DİYABET HASTASI

Diyalize giren hastaların üçte birinin diyabet hastası olduğunu ifade eden Akdağ, şunları kaydetti: “Genç yaşta kalp krizi geçiren kişilerin yarısından fazlasının kan şekeri oranının yüksek olduğu tespit edilmiştir. Erişkinlerde körlük nedenleri arasında birinci sırada yer alan diyabet hastalığı, kazalar hariç hastaların ayağını kaybetmesine, gebelikte bebeklerin gelişim bozukluklarına, düşük doğum ağırlığı ve ölüm riskinde artışa neden olmaktadır. Diyabetten korunmak, hastalığı geciktirmek veya kontrol altında tutmak mümkündür. Hastalığa neden olan risk faktörlerinin başında, hareketsiz yaşam tarzı, sağlıksız beslenme ve ailede diyabetli bireylerin olması gelir. Fazla ve aşırı kilolar (obozite) bir çok hastalığı olduğu gibi diyabeti de beraberinde getirmektedir.

Ülkemizde yaklaşık 8.5 milyon obez hastası vardır. Diyabetli hastaların ise yaklaşık yüzde 80’ini aşırı kiloludur.”

Diyabetle birlikte olabilen problemlerden biri kolesterol yüksekliğidir. Kolesterolün düşürülmesinde elma, havuç, mısır, badem, sarımsak, süt, portakal, salatalık, keten tohumu ve çayın etkili olduğu bildirildi. Dengesiz beslenme ve spordan yoksun bir hayatın, kandaki yağ oranının yükselmesine ve yüksek kolesterole yol açtığını belirten uzmanlar, kolesterolün de insanların kalp hastalığına ve felce yakalanma oranını büyük ölçüde artırdığını vurguladı. Kolesterol düşürücü diyet ve sağlıklı yaşam biçiminin benimsenmesinin, kalp ve damar hastalıklarının görülme oranını azalttığını kaydeden uzmanlar, kolesterolün düşürülmesinde etkisi kanıtlanan bazı besinlerin tüketilmesini önerdi.
Uzmanlar, kolesterole karşı etkisi kanıtlanan 10 besini şöyle sıraladı:

Elma: Zengin pektin, lifli protein ve C vitamini içeren elma, kolesterolü çok etkili bir şekilde düşürür. Bir ay boyunca günde iki elma tüketilmesi durumunda, kanda kalp ve damarlara zarar veren yoğunluğu düşük lipoprotein kolesterolünün oranı büyük ölçüde düşürülürken, kalp ve damarlar için yararlı olan yoğunluğu yüksek lipoprotein kolesterolünün seviyesi ise yükseltilir.

Havuç: Kalsiyum pektat içeren havuç, öd asidiyle gerçekleşen kimyasal tepkimeden sonra dışkıyla vücuttan atılır. Vücutta öd asidinin oluşturulması da kandaki kolesterolü tüketerek kolesterol seviyesini düşürür.

Mısır: Mısırda bulunan zengin kalsiyum, fosfor, selenyum, lesitin ve E vitamini, kolesterolü düşürme işlevine sahip.

Badem: Kolesterol seviyesi normal veya biraz yüksek olan insanlar badem yiyerek, kandaki kolesterolü düşürebilir ve kalp sağlığını koruyabilirler.

Sarımsak: Günde üç diş sarımsak yenmesi durumunda vücuttaki zararlı kolesterol seviyesi etkili bir şekilde düşürülürken, yararlı kolesterol seviyesi de yükseltilir; böylece kalp hastalığının meydana gelme oranı düşürülür.

Süt: Bol kalsiyum içeren süt, vücuttaki kolesterol oranını azaltır.

Portakal ve mandalina: Zengin C vitamini içeren portakal ve mandalina, karaciğerin zehirli maddeleri atma gücünü artırır ve kolesterolü de düşürür.

Salatalık: İnsülin üretimine katkıda bulunur.

Keten Tohumu: Omega yağ asitleri içerir. Dolayısıyla kalp damar sistemine faydalıdır. Kolesterolü düşürücü özelliği deneylerle ispatlanmıştır. İlaç firmaları patent alamayacağı için bu muhteşem bitkiyi kesinlikle gözardı ettirmeye çalışırlar. Yalnız önemli husus beraberinde bol su içmek gerekir.

Çay: İnsanı uyanık tutma, kalbi güçlendirme, idrarı kolaylaştırma, kandaki yağı eritme gibi işlevlere sahip olan çay sık sık içildiğinde insan vücudundaki kolesterolün yükselmesini engeller.

SAĞLIKLI BESLENMENİN ALTIN KURALLARI
Uzmanlara göre, dengeli ve sağlıklı beslenmenin en önemli koşulu tek taraflı beslenmemek. Tek taraflı beslenme, değişik gıdaları yemekten alınan hazzı ortadan kaldırdığı gibi, yemeğe karşı olumsuzluk da geliştiriyor. Tabiatın sunmuş olduğu tazeliği ve çok çeşitliliği tüketmek ise vücudu daha dinç ve dinamik kılıyor. Gereğinden fazla gıda tüketildiğinde, vücut bunu yağa dönüştürerek depoluyor. Dolayısıyla, vücutta bulunan tüm yağ depolarının temelinde, fazlaca alınan gıdalar yatıyor. Vücudun gereksiniminden daha az enerji/gıda alındığında ise yaşamı sürdürebilmek için ilk önce, depo edilmiş enerji kaynakları kullanılıyor. Ancak uzmanlar, bu durumun vücutta gerçek anlamda yağ depoları varsa gerçekleştiğine, yoksa kas erimesinin söz konusu olduğuna dikkat çekiyor.

Toplam gıdanın fazla öğün sayısına bölünerek tüketilmesi, sağlıklı ve dengeli beslenmenin bir başka altın kuralı. Uzmanlar, olağanüstü açlık hissini daha iyi kontrol altına almak ve bunu bastırmak için, günde en az 5-6 kez ve az miktarda öğün tüketilmesinin sağlıklı olduğuna işaret ediyor. Lokmaları iyi çiğnemeyi alışkanlık haline getirmek gerektiğini de belirten uzmanlar, doyma refleksinin midede değil beyinde bulunduğunu hatırlatıyor. Lokmalar ne kadar ağır ve iyi çiğnenirse o kadar iyi bir sindirme gerçekleştirileceğini ifade eden uzmanlar, diğer yandan öğün sayısı arttırıldığı için, midenin belli aralıklarla iyi çalıştığında doyma refleksinin daha erken ortaya çıkacağını ve böylece fazla kilo alınmayacağını bildiriyor.

Kilo başına ortalama olarak 0.9 gram protein alınması gerektiğini bildiren uzmanlar, vücudun kendi depolarında protein meydana getirecek kabiliyeti olmadığını, bu nedenle proteinin dışarıdan yiyecek yolu ile alınması gerektiğini ifade ediyor. Öte yandan, alınan protein miktarının sınırlı olmasının gerekliliğine değinen uzmanlar, toplam enerji kaynağının yüzde 10′unun protein ile sağlanmasının sağlıklı beslenme açısından önemli olduğuna işaret ediyor. Fazla tüketilen proteinin hemen yağa dönüşüp depolanacağını hatırlatan uzmanlar, özellikle fazla et yemekten kaçınılması gerektiğini bildiriyor. Tüketilen yağın sınırda tutulması gerektiğini bildiren uzmanlar, katı yağlardan kesinlikle uzak durulmasını, yağsız gıdaların tercih edilmesini tavsiye ediyor.

Sağlıklı beslenmek için meyve ve sebze yemeyi alışkanlık haline getirmek, ancak her birini kendi mevsiminde tüketmek gerekiyor. Zira suni şekilde olgunlaştırılmış meyve ve sebzelerin yanı sıra konserveler, mineral ve vitaminler açısından oldukça fakir.

Her gün taze sebze, meyve ve tahıl ürünleri tüketmeyi alışkanlık haline getirmek gerektiğini belirten uzmanlar, böylece, sağlıklı bir yaşam için ihtiyaç duyulan vitaminlerin yanı sıra mineral ve posaların da yeterli miktarda alınabileceğini bildiriyor. Uzmanların verdikleri bilgiye göre, sofra şekerinin fazlası vücutta hemen yağa dönüşüyor. Üstelik tatlılar ve rafine şekerler kalitesiz karbonhidratlar. Gereksiz yere vücutta yağ olarak depolanmamaları için ise uzak durmak yeterli.

Sağlıklı beslenme söz konusu olduğunda öne çıkan hususlardan bir diğeri de yemeğin nasıl hazırlandığı ve pişirildiği. Uzmanlara göre, özellikle yemekleri fazla kaynatmaktan ve kızartmaktan kaçınmak, sebzeli yemek yaparken doğrama işini önceden yapmamak, rafine edilmemiş pirinç ve buğday tüketmek, ayrıca yemekleri tekrar tekrar ısıtmamak önemli. Su içmeyi alışkanlık haline getirmek gerektiğini hatırlatan uzmanlar, sabah kalkar kalkmaz ilk yapılması gerekenin 2 bardak su içmek olduğunu bildiriyor. Yemeklerden yarım saat önce su içilmesini, yemek esnasında ve yemekten hemen sonra ise içilmemesini tavsiye eden uzmanlar, yemekten en erken yarım saat sonra su içilmesini öneriyor. Sıcak havalarda sıvı alımının arttırılması gerektiğini belirten uzmanlar ayrıca, saunaya veya hamama giderek terlemenin sağlıklı olduğunu, ancak bu durumda bol su içmenin ihmal edilmemesi gerektiğini bildiriyor.
Kaynak: www.thehealthnews.org

Devamı: http://www.perizade.com/category/dromer-coskun-ile-bitkisel-tedavi#ixzz0mrx6jGPA
[ ... ]

ÖMER COŞKUN ÇÖREKOTU NASIL KULLANILIR






Dr.Ömer Coşkun katıldığı televizyon proğramlarında hastalıkların tedavisinde ve zayıflamak,kilo vermek için ısrarla çörek otu kürünü öneriyor. iyide biz bu çörek otunu nasıl kullanacağız diyorsanız.işte cevabı burada,makalemizi okuyarak kullanım bilgilerine ulaşabilirsiniz.
Çörekotu sarımsakla birlikte yendiğinde bağışıklık sistemini güçlendirmekte ve vücudun kendi kendisini kolayca savunmasına zemin hazırlamaktadır. Bu uygulama sağlıklı ve hasta kişilerde koruyucu ve destek tedavi olarak büyük öneme sahiptir.
Çörekotu hiçbir tedavi ile uyumsuzluk göstermez. Hastalar tedavi sırasında da çörekotu yiyebilirler. Kanser tedavisinde ışın kullanılacaksa doktora danışılmalıdır.
Yetişkin bir kişinin günde toplam olarak elenmiş, standart tane büyüklüğünde (2-3 mm) 10 gr çörekotu yemesi yeterlidir. Çörekotunun elenip olgunlaşmamış tohumlardan ayrılma işlemi henüz yapılmadığı için günlük kullanım miktarı 15 gr olarak önerilmektedir.
Çörekotu günlük kullanım miktarı:
* 2-5 yaş arası 5 gr,
* 5-12 yaş arası 10 gr,
* 12 yaşından büyük olanlarda 15 gr dır.
Çörekotunun günlük kullanım miktarı 2 veya 3 e bölünerek aç karnına yenmelidir. Bu öğünler sabah öğle arası, ikindi vakti ve yatmadan önce olabilir.
Çörekotunun faydalı olabilmesi için tam sindirilmesi gerekir. Kişilerde hazımsızlık sorunları varsa giderilmelidir ( İlgili makale okunabilir).
Çörekotu öğütülmeden yenirse sindirilemez, öğütülerek yenmesi gerekir. Öğütülmüş çörekotu bekletilmemelidir, yağı kolaylıkla acır ( Oksidasyon) ve zararlı hale gelir. Çörekotunun öğütülmesinde elektrikli kahve değirmeni kullanılabilir, aletin zorlanmaması için uzun süre öğütme yapılmamalıdır.
Çörekotu hafif acımsı ve baharlı lezzette olduğu için kişilerin damak tadına göre yeme şeklinin geliştirilmesi gerekmektedir.
Çörekotunun bileşiminde bulunan proteinlerin sindiriminin kolay olması için aç karnına mide asidiyle doğrudan temas etmesi istendiğinden süt veya yoğurtla yenmesi önerilmemektedir
Çörekotu çiğneyerek yenirse diğer faydalarına ilave olarak ağız içi ve dişeti bakımı da yapılmış olur. Bu yeme şeklinde dut kurusu veya kuru siyah üzüm birlikte yenerek tat düzenlemesi yapılabilir.
Yeni öğütülmüş çörekotu bekletilmeden rendelenmiş elma veya armuda karıştırılarak veya 2 yemek kaşığı çorba ile yenebilir. Bu maksatla taze sıkılmış meyve suyu da kullanılabilir. Çocuklara az miktarda muhallebi ile karıştırılarak yedirilebilir veya çocukların sevdiği bilinen gıdalara karıştırılarak verilebilir.
Şeker hastası olmayanlar pratik olması açısından 1 haftalık çörekotu kullanım miktarını bir defada öğütüp bekletmeden bal veya tahin-pekmeze karıştırarak yiyebilirler. Bunun için 100 gr çörekotu öğütülür, bekletmeden 300 gr bal veya 150 gr pekmez ve 200 gr tahine karıştırarak yenebilir. Bu karışım cam kavanozda serin bir yerde güneş ışığı görmeyecek şekilde muhafaza edilmelidir. Çocukların kolay yemesi için bu karışıma kakao ilave edilebilir.
Belirtilen özellikler dikkate alınarak, kişiler kendilerine uygun çörekotu yeme şekilleri geliştirebilirler.
Not:
1-Öğütülmüş olarak hazır satılan çörekotu kesinlikle yenmemelidir, çok zararlıdır.
2- Çörekotu hamilelik döneminde yenmemelidir. Doğuma bir hafta kala başlanıp emzirme süresince yenirse anne ve çocuk sağlığı açısından çok faydalıdır.
3-Çörekotu yeterli miktarda omega-3 ihtiva eder, ilave olarak omega-3 takviyeli gıdalar yenmemelidir.
ÖMER COŞKUN ZAYIFLAMA;
İkballe şifalı yemekler programına, konuk olarak katılan Ömer coşkun, zayıflamak ve kilo almak isteyenler için, çok fayda sağlayan bitkisel önerilerde bulundu. Zayıflamayı ve kilo almayaı sağlayan mucize bitki çörekotu, kullanım şekilleri ile, zayıflamak isteyenlere, kilo verdiriyor. Kilo almak isteyenleri ise, şişmanlatıyor.Bu öneriler ;
ÖMER COŞKUN ZAYIFLAMA; 1 tatlı kaşığı Çörekotu, yemeklerden 30 dakika önce yenir. Zayıflamak için çok faydalıdır.
ÇÖREKOTU İLE KİLO ALMA; 1 tatlı kaşığı öğütülmüş çörekotu, 1 tatlı kaşığı bal ile karıştırılarak, yemeklerden sonra yenir.

[ ... ]

Suna Dumankaya Saç Bakım Toniği

Suna Dumankayanın saç toniğini hazırlamadan önce, saçlarınızı korumak için şunları bilmelisiniz. Saçlarınızın sağlıklı olması için aldığınız besinlere dikkat etmeli, sigara, içki, stres ve kirli dumanlı ortamlardan uzak durmalısınız.

Evinizde hazırlayacağınız toniği düzenli olarak 1 hafta süreyle kullandığınızda sağlıklı ve canlı saçlara sahip olabilirsiniz.

Malzemeler: Bir Tatlı Kaşığı Deniz Tuzu, Bir Kahve Fincanı Süzme Zeytinyağı, Bir Çorba Kaşığı Biberiye Yağı, Bir Çorba Kaşığı Elma Sirkesi, Bir Tatlı Kaşığı Kuru Öğütülmüş Maya.

Bütün malzemeleri karıştırdıktan sonra saç diplerine boya sürer gibi sürerek, saçlarınızı streç film ile sarın. Üzerinide sıcak bir havlu sarın ve en az iki saat bekleyin. 2 saat sonra saçınızı ılık su ile yıkayın ardından normal şampuanla yıkayın. Suna Dumankayanın bu toniği sayesinde 1 hafta içinde saçlarınızın canlanmaya başladığını fark edeceksiniz.
[ ... ]

Suna Dumankaya Saç Bakım Önerileri

sac-sagligiSaçlarımız bakıma muhtaç olan ayrıca güzelliğin simgesi olmuş unsurlardan birisidir. Saçlarımızda dökülme, kaşıntı, ağarma, zayıflık, yağlılık gibi sorunlar yaşayabiliyoruz. Güzellik uzmanı Suna Dumankaya saçlarda karşılaşabiliceğimiz sorunlar için detaylı bir bakım kürü hazırladı. Şimdi bunları inceleyelim.

Zayıf Saçlar İçin: 150 gram sığır iliği iyice haşlanır ve içine 100 gram öğütülmüş hindistan cevizi karıştırılır.Ilık şekilde bu karışım saç diplerine sürülür. Haftada 1 kez uygulanmalıdır.

Yağlı Saçlar İçin: 1 tutam biberiye ve 1 tutam kekiği 250 gram kaynar suda çay gibi 15- 20 dakika demledikten sonra süzün. Saçlarınızı sade su ile yıkadıktan sonra elde ettiğiniz kürü saç diplerine yedirerek sürün. 1 saat bekledikten sonra ılık su ile durulayın.

Saç Diplerinde Kaşıntı İçin: 1 tane yumurta sarısı, 1 çorba kaşığı etil alkol, 1 çorba kaşığı hint yağı, 1 çay kaşığı kadar tuz geniş bir kap içerisinde karıştırıldıktan sonra saç diplerine yedirerek sürülür. 2 saat bekledikten sonra saçınızı ılık suyla durulayın.

Ağaran Saçlar İçin: Taze cevizlerin dış kabuklarını çok az su ile haşlayın, içine yarım kahve fincanı kadar ısıtılmış sızma zeytinyağı ve 1 tatlı kaşığı kuru maya ekleyerek karıştırın. Saçlarınıza sürdükten sonra 2 saat bekleyin. Ardından ılık su saçlarınızı yıkayın.

Dökülen Saçlar İçin: Defne yağı, badem yağı ve avokado yağını eşit eşit ölçeklerde karıştırarak saçınıza sürün. 2 saat kadar bekledikten sonra saçınıza uygun şampuanla yıkayın.
[ ... ]

Suna Dumankaya Yağlı Saçlara Doğal Bakım

yagli-saclarSuna Dumankayanın verdiği bu kürü mutlaka uygulamalısınız. Yağlı saçlarınızın nasıl değiştiğini göreceksiniz.
Yağlı saçlara sahipseniz

Malzemeler: 1 kahve fincanı kadar elma sirkesi, 1 tatlı kaşığı kadar kekik suyu, 1 çay kaşığı kadar tuz, 200 gram suyu iyice karıştırın.

Elde edilen kürü saç diplerine masaj yaparak yedirin. Ardından nemli ve sıcak bir havluyla saçlarınızı sararak 2 saat saçınızda bekleyin. Son işlem olarak ise yağlı saçlar için hazırlanan bir şampuanla saçlarınızı yıkayın. Suna Dumankaya bu saç bakım maskesini haftada 1 kere uygulamanızı tavsiye ediyor.
[ ... ]

Suna Dumankaya Göz Altı Morlukları İçin Bitkisel Çözüm

goz-alti-morluklariSuna Dumankaya

Uykusuzluk , ağlamak,fazla güneşe maruz kalmak ,vücutta su kaybı,sigara içmek, kalp hastalıkları, böbrek ve karaciğer hastalıkları aşırı tuz tüketimi,çeşitli alerjiler,kansızlık ve demir eksikliği,yüksek ateşle seyreden hastalıklar ya da genetik nedenlerle ortaya çıkabilen göz altı morlukları tüm kadınların korkulu rüyasıdır. Bu morluklardan kozmetik önlemlerle kurtulmak ya da hafiflemesini sağlamak mümkündür. Üzüm çekirdeği extresi, C vitamini ve diğer antioksidanlar kılcal damarların güçlenmesine ve cildin gelişmesine yardımcı olur. Bunlardan yararlanın.

Tedavi şekilleri
Gözaltı halkalarına salatalık ya da patates dilimlerinin veya çay kompreslerinin iyi geldiği bilinmektedir.Bu malzemeleri poşetle değil taze olarak ve buzdolabında soğutarak uygulamak daha iyi çözümler verecektir.Kullandığınız göz kremi mutlaka K ve C vitamini içermelidir.

Gözaltı morlukları için bitkisel tedaviler:
1-) 2 parça pamuğu soğutulmuş papatya yada lavanta çayına batırarak suyunu sıkarak göz kapaklarınıza uygulayın. Ayrıca mutlaka 25 yaşından sonra göz çevresi için krem kullanılması gerekir…
2-) Bir başka doğal bakım önerimiz ise göz çevresi için avakado ve buğday yağıdır.Bu karışımın uygulaması göz çevresine dıştan içe doğru hareketlerle ve çok nazik bir şekilde olmalıdır.

3-)Göz çevresine düzenli olarak yoğurt suyu sürmek veya elma kabuğu koymak da etkili bir çözümdür.
[ ... ]

Suna Dumankaya El Bakım Kremi

el-kremi Bitkilerle sağlık ve güzellik uzmanı Suna Dumankaya evinizde hazırlayacağınız bir kremle pamuk kadar yumuşak ellere nasıl sahip olacağınızı anlattı.

Malzemeler: 2 tane orta boy limononun suyu, 3 çorba kaşığı kadar gliserin yağı, 3 tatlı kaşığı kadar badem yağı, 3 çorba kaşığı gül suyu, 1 tatlı kaşığı kadar elma sirkesi.

Hazırlanışı: Malzemelerin tamamı genişçe bir kapta karıştırılır. Krem kıvamına geldikten sonra ellernize bu sürerek masaj yaparak yedirin.Daha sonra ellerinizin üzerine naylon torba geçirin ve 20 dakika bekletin.Son olarak ise ılık su ile yıkayın.
[ ... ]

Suna Dumankaya Diş Beyazlatma Yöntemi

dis-beyazlatmaBitkisel yollarla güzellik ve bakım uzmanı Suna Dumankaya özellikle sigara içenlerin büyük sorunlarından birisi olan diş beyazlığı için yeni bitkisel formülünü açıkladı.

Hazırlanışı: 1 tatlı kaşığı kadar öğütülmüş adaçayı ve 1 çay kaşığı kabartma tozunu bir kap içerisinde karıştırın. Hazırladığınız karışımla dişlerinizini hergün 2 defa fırçalayın.Ya da her hafta en az 1 kez olgun doğal çileğe diş fırçanızı batırıp dişlerinizi fırçalayın. Bu sayede hem ağzınız güzel kokar hem de dişlerinizi parlatmış olursunuz.
[ ... ]

Kepekli Saçlar için Bitkisel Bakım

kepek-sorunuSağlık ve güzellik uzmanı Suna Dumankaya saçlarında kepek sorunu yaşayanlar için hazırladığı kürü tarif etti. Bu kürün kullanımı sayesinde kepeklerden kurtulacaksınız.

Malzemeler: 10 damla kekik yağı,25 gram badem yağı,1 çay kaşığı kadar tuz,5 damla limon.

Uygulama: Malzemelerin tamamını karıştırarak saç diplerinize masaj yaparak sürün.Yaklaşık 30 dakika bekledikten sonra ılık su ile saçlarınızı durulayın.Bu uygulamayı 3-4 günde tekrarlayın.Böylece kepek sorununuzu kısa bir süre içerisinde çözeceksiniz.
[ ... ]

Suna Dumankaya Normal Saçlar için Tonik

sac-bakim-tonigiGüzellik uzmanı Suna Dumankaya normal saçlar için hazırladığı bitkisel saç bakım toniğinin tarifini verdi.Bu toniği evde çok rahat uygulayabilirsiniz.Normal saç tipi için ideal bakım kürüdür.

Malzemeler: 1 Kahve Fincanı Sızma Zeytinyağı, 1 Tatlı Kaşığı kadar Deniz Tuzu, 1 Çorba Kaşığı Elma Sirkesi, 1 Çorba Kaşığı kadar Biberiye Yağı, 1 Tatlı Kaşığı Kuru Maya.

Malzemelerin tamamını karıştırdıktan sonra saç diplerinize boya sürer gibi sürün ve ardından saçlarınızı streç film ile sarın. Saçlarınıza sıcak bir havlu sararak ve en az 2 saat bekleyin.Daha sonra saçınızı normal şampuanla yıkayın ve durulayın.
[ ... ]

Suna Dumankaya Cansız Saçlar için Kür

canli-saclarGüzellik uzmanı Suna Dumankaya saçlarını canlandırmak isteyen bayanlar için yeni bir saç bakım kürü açıkladı. Bu kür sayesinde saçlarınız canlanacak ve ahenkle dans edecek.Canlı saçlar için mutlaka deneyin.

Hazırlanışı: 50 gram adaçayı, 1 tutam lavanta ve 1 tutam kekiği bir litre kaynar suda demleyerek süzün. Hazırlanan karışımla hergün 2 defa saç diplerinize masaj yapın. 1 hafta sonra istediğiniz canlı saçlara kavuşacaksınız.
[ ... ]