DR İBRAHİM SARAÇOĞLUNDAN NOHUT KÜRÜ VE LAHANA KÜRÜ Yazısı 2010 Güncel Sağlık Haberleri, Şifalı bitkiler kategorisi
Popularity: unranked [?]
sponsorlu bağlantılar
Güzellik Cilt Lekeleri Doğal Cilt Bakımı Güzellik Sırları Gözaltı Morlukları Kaş Şekilleri Cilt Maskeleri Yüz Maskeleri Dudak Bakım Şifalı Doğal Cilt ve Yüz Maskesi Kürleri Siyah Noktalar ve Sivilceler Dudak ve Göz Bakım
Popularity: unranked [?]
sponsorlu bağlantılar
Akıl sağlığı diyeti !
Bilim adamlarına göre akıl ve ruh sağlığının merkezi olan beyin, en ufak değişim ve eksiklikten anında etkileniyor. Besin ve mineral değeri düşük, aşırı mayalanmış hamurdan yapılan ekmek, sinir sistemini bozuyor. Buna karşın balık gibi fosforlu gıdalar beyni ışıldatıyor.
Omega-3 yağ asitleri, özellikle beyin, retina ve kalpte yüksek oranlarda bulunuyor. Beynin birçok fonksiyonunda önem taşıyor.
Amerika’da yapılan son araştırmalarda; Omega3, psikiyatrik rejimlerde kullanılmış ve stresse karşı dirençli hale gelen bünyenin ileride oluşabilecek depresyon, intihar eğilimi ve manik depressif dahil bir çok psikolojik rahatsızlığı önlediği belirlenmiş.
Amerikan Kalp Birliği ve Sağlık Enstitüsü, bu yeni araştırmaların sonuçları doğrultusunda, her yetişkinin haftada en az iki kez balık yemesini tavsiye ediyor. Üstelik tavsiye edilen balıklar başta Somon olmak üzere, tümü oldukça yağlı diye bilinen türden. Normal insan için Omega3′ ün, günde 1,2 gram alınması yeterli iken, melankolik yada hafif depresyondakilerin ise 4-5 gr mutlaka tüketmesi gerekiyor.
Omega-3’ü almanın en leziz şekli, özellikle somon gibi soğuk denizlerde yetişen yağlı balıklarla zenginleştirilen menüler.
Ancak, her balıkta omega-3 yağ asidi yok, ya da miktarı çok az. Derin ve soğuk denizlerde yaşayan balıklarda daha yüksek. Somon, uskumru, gibi balıklar omega-3 açısından daha zengin. Kültür balıklarında omega-3 seviyesi çok düşük. Bu balıklar mısır gibi besinlerle yetiştirildiklerinden yeterli omega-3 yapamıyor.
Akıl Sağlığı Diyeti
Beslenme uzmanlarına göre; beden sağlığı kadar akıl sağlığını da korumak isteyenler, sabah taze peynir, yumurta, taze meyve suyu veya yulaf ezmesi gibi tahıllar içeren dengeli bir kahvaltı ile güne başlayabilir. Ana öğünlerde balık, yoğurt, bol sebze ve meyve, tam buğday unundan ekmek, bulgur gibi besinler, hem beyin işlevleri için gerekli maddelerini verir, hem de şişmanlık ve kalp damar hastalıklarından korur. Yemek aralarında meyve veya bir miktar fındık, badem gibi yiyecekleri tüketmekte yerinde bir alışkanlıktır. Akşam yemeklerinde ise özellikle “omega 3” yağ asitleri açısından zengin, somon gibi yağlı bir balık yanında, yoğurt, salata ve meyve, tercih edilmelidir.
SOMONUN ÖYKÜSÜ: Yüksek dağlarda kaynayan ırmakların yataklarına bırakılan yumurtalar burada döllendikten sonra, ortak çıkan yavrular gelişene kadar bu soğuk sularda yaşarlar. Daha sonra aşağılara inip denize açılan Somon Balıkları iyice olgunlaştıktan sonra koku duyularını kullanarak doğdukları yere yani ırmak yataklarına doğru bir dönüş yolculuğu yaparlar ve neredeyse zıplayarak suyun akışının tersine, yukarıya doğru çıkarlar. Kendi yaşamlarının başladığı yere yeni yaşamlar verecek yumurtaları bıraktıktan sonra Somon’un yaşam misyonu biter ama yaşam döngüsü devam eder.
Eskimolar yağı ve kolesterolü bol miktarda tüketmekte ancak kalp problemleri yaşamamaktadırlar. Yanıt balıktaki Omega-3’lerdir. Eskimoların kan örneklerini inceleyen araştırmacılar, batılı insan kanında çok düşük seviyede rastlanan bazı maddelerin, eskimoların kanında çok yüksek oranlarda bulunduğunu saptadı. Bu maddeler, Poliınsatureol (çok doymamış) yağların uzun zinciri Omega-3 grubundan olan EPA ve DHA idi. Daha ileri ki çalışmalar her iki maddenin de özellikle Somon ve Ringa gibi yağlı balıklarda bulunduğunu kanıtladı. Araştırmalar ölümlerin %30 oranında azaldığını göstermektedir. Örneğin Japonlar da çok Somon yiyor ve kalp hastalığına az yakalanıyorlar ve daha uzun yaşıyorlar.
TÜRKİYE’DE SOMON
Sağlık açısından vazgeçilmez bir gıda olan somon balığını, ülkemizde son iki yıldır bulmak kolaylaştı. Somon balığını taze ve bütün olarak, dilim olarak, fileto ve fümelenmiş olarak marketlerde veya balıkçılarda bulabilmek mümkün. Bütün olarak satılan somon balıkları 4-5 kg. civarında oluyor.
Somon balığının ülkemizde üretimi yok. Soğuk denizleri seven bu balık için Türkiye’nin denizlerinin ısısı uygun değil. Somon balığı taze olarak Norveç firması Hallvard Leröy’den ithal ediliyor. Dünyaca ünlü ve güvenilir bir firma olduğu bilinen Leröy’ün Türkiye’deki ortağı Alarko.
Alarko Leröy (www.alarko-leroy.com.tr) ortaklığında Norveç somonu tüketici ile buluşuyor. Tanşas, Migros, ChampionSa, CarrefourSa, Gima, Kipa, Makro, Metro, Real, IKEA gibi mağaza, yerel marketler ve şarküterilerde ambalajlı ürünler ve taze somon mevcut. Tüm ürünler toptan tüketim için bütün fileto görüntüsü bozulmadan kiloluk ambalajlarda, tüketiciler içinse daha az gramajlı vakumlu ambalajlar şeklinde satışa sunuluyor. Bütün somon balığı, fileto ve steak (biftek) olarak balıkçılarda da satılıyor.
Ayrıca Alarko-Leröy, İzmit’deki Fabrikası’nda modern ve hijyenik kurallara uygun teknolojilerle, Somon Füme, Somon Pastırma, Somon Loin, Somon Sıcak Füme, Somon Lakerda, Somon Marine, Somon Fileto, Somon Steak gibi ürünleri üretiyor.
Norveç’ten taze olarak ithal edilen balığın taze raf ömrünü uzatmak için üretici firmanın uyguladığı ‘doğal’ koruyucu işleme yöntemleri var ve bunlar hiçbir suni katkı içermiyor.
Balıklar Norveç’ten 0-4C soğutuculu TIR’lara yüklenerek İstanbul’a geliyorlar ve marketlere dağıtılıyor. Alarko Leröy, taze somon balıklarının raf ömrünün 21 gün olduğunu söylüyor, ama genelde marketlerde balıklar üç günde tükenmiş oluyor.
Popularity: unranked [?]
sponsorlu bağlantılar
Emzirme annenin göğüslerinde üretilen sütle bebeğin doğal olarak beslenmesi demektir.Emzirme anne sütünün daha sağlıklı olmasından başka faydalara da sahiptir.Emzirme esnasında bebekle anne arasındaki bağ kuvvetlenir.
Şüphesiz ki bir bebek için en iyi besin anne sütüdür.Bugüne kadar üretilen hiçbir bebek maması anne sütünün değerine yaklaşamaz bile.Hiçbiri çocuğa hayatı boyunca lazım olacak mikro besinleri anne sütü kadar iyi karşılayamaz.
Anne sütünün sindirimi piyasadak bütün mamaların sindiriminden daha kolaydır,enfeksiyonlara karşı koruma sağlar,bebekler yeni doğduklarında savunma sistemleri tam gelişmemiştir,savunma sistemi anne sütü vasıtasıyla takviye edilir.Gelecekte oluşabilecek alarjilere karşı koruma sağlar.Sağlıklı dişlerin gelişmeini sağlar,hepsinden önemlisi beyin sağlığının gelişiminde rol alır.Çalışmalar anne sütüyle beslenen çocukların mamayla beslenen çocuklardan daha zeki olduğunu göstermiştir.
Anne Sütünün Düşük Miktarda ve Düşük Kalitede Olması
Sütün kalitesinin düşük olmasına kimyasal ilaçlar veya yetersiz beslenme neden olabilir.Birçok antibiyotik sütü zehirler.Annenin yüksek miktarda kafein alması bebekte kolik ve uykusuzluk problemine neden olur.Bebek sağlığı için annenin hamilelik süresince ve hamilelik sonrasında yeterli ve dengeli beslenmesi önemlidir.Böcek ilacı izi taşımayan yiyeceklerin tüketilmesi gerekir,bu zehirli maddeler sütle çocuğa geçebilir.
Süt pompası kullanmak süt üretimini durdurabilir.
* Kaba yonca yiyin ya da kapsüllerini kullanın.Süt üretimini ve süt kalitesini artırır.
* Hayıt prolaktin hormonu salgılanmasını uyararak süt üretimini artırır.
* Çin Tıbbında codonopsis adlı bir bitki süt üretimini artırmak ve kanı kuvvetlendirmek için kullanılır.
* Keçi sedefi otu yüzyıllardır sütü artırmak için kullanılır.Neredeyse % 50 oranında artış sağlar.
* Mine çiçeği(güvercin otu,Verbena Officinalis) süt üretimini ve süt akışını artırır.Ayrıca besinlerin absorbsiyonuna katkı sağlar doğum sonrası stresinde yardımcı olur.
* Araştırmalar inek ağız sütünün,insan ağız sütüne en yakın kimyasal yapıya sahip olduğunu göstermiştir.Ağız sütü doğumdan sonraki birkaç günde salgılanan süttür.Yüksek oranda protein ve savunma sistemi ajanları içerir.Ağız sütü(kolostrum) normal büyümeyi sağlar,yaşlı ve hasarlı dokuların,kemik ve cildin yapı taşlarından kollagen ve kartilaj dokununve sinir hücrelerinin onarılmasına ve yenilenmesine yardım eder.Kolostrum kas üretimine yardımcı olur,vücudun yağ yakmasını sağlar.Araştırmalar kolostrumun çok güçlü savunma ve büyüme faktörleri içerdiğini göstermiştir.Kolostrum bakteri,virüs,mantar ve parazit gibi,enfeksiyonlara neden olan organizmalara karşı savaşmaya yardım eder.
Araştırmalar inek kolostrumunun insanlar tarafından kolayca sindirilebildiğini ve insan kolostrumundan 40 kat daha fazla savunma faktörleri içerdiğini göstermiştir.Süt kalitesini artırmak isteyen anneler inek kolostrumu almalıdırlar.
Meme tıkanıklığı doğumdan sonraki ilk 2-3 haftada görülen bir sorundur.Aşırı sütle birlikte kan memeye dolar.Meme dolu,sert,ağrılı,dokunduğunda acı veren,bebeğin emmesini zorlaştıran bir haldedir.Annede ateşe de neden olabilir.
Meme Tıkanıklığı İçin Doğal Çözümler
* Çobançantasını bir süzgece koyup buharda pişirin.Elde edilen lapayı hasta bölgeye uygulayın.
* Bir havluyu sıcak suda ıslatıp hasta bölge üzerinde 10 dakika tutun.
* Mürver göğüslerdeki şişlikleri indirmek için kullanılır.
* Papatya göğüslerdeki iltihapların kontrolüne yardım eder.
* Bebeğinizi sık sık emzirin.
Kanal Tıkanıklığı
Bu problem bebeğin emerken her emişinde göğsü tam olarak boşaltmamasından kaynaklanır.Kanalda kalan süt katılaşır,plak oluşturur ve kanalı tıkar.Kanal tıkanıklığı tedavi edilmezse meme iltihabına neden olabilir.
Kanal Tıkanıklığı İçin Doğal Çözümler
* Hint yağı iltihap ve ağrıya faydalı olur.
*Mürver meme kanallrındaki tıkanıklığa ve şişliğe iyi gelir.
* Stillingia bitkisi lenf damarlarındaki tıkanıklığı giderir,beyaz kan hücrelerinin enfeksiyonlarla savaşmasına yardım eder.
* Eğer göğüslerde kurumuş süt ve siayh noktalar görürseniz hemen ıslak bir pamukla temizleyin ve bebeğinizi emzirin.
* Emzirirken bebeğin duruşunu değiştirirseniz bütün kanalların çalışmasını sağlarsınız.
Göğüs tahriş olur,kırmızı ve ağrılı olur,bazı durumlarda kanama olabilir.
* Aynısafa çiçeği kremi memedeki çatlakları yumuşatır ve iyileştirir ayrıca çocuğun yutması durumunda güvenlidir.
* Papatya homeopatide çatlakların iyileştirilmesi için kullanılır.
homemademedicine
Popularity: unranked [?]
sponsorlu bağlantılar
a. Yatakta istirahat.
b. Yemek yenmemesi.
c. Bulantı geçtikten sonra az miktarda sıvıların, alınması.
d. Antispazmodit ve antiasit ilâçların alınması.
e. İshali ve fazla bağırsak aktivitesini önleyecek ilâçların alınması.
Popularity: unranked [?]
sponsorlu bağlantılar
| Avrupa Akademi Kalp Hastalıkları Merkezi Hakkında |
| Devlet yada özel sağlık güvencesi olan insanlarımızın kendilerini sıcak, özenli, süratli ve güvenilir bir ekip ve ekipmanla kalp ve damar hastalıkları konusunda huzur içinde ve güvende hisstemelerini sağlamaktır. |
| |||||||||||||||||||||||||
| Ankara Kalecik Devlet Hastanesi Hakkında |
| Misyonumuz Sağlık hizmetlerini insan hakları ve hasta haklarını standart alarak, etik kurallara uygun, profesyonellik ve ekip çalışması içinde etkin, verimli, saygın, kaliteli ve güler yüzlü bir anlayışla topluma sunmaktır. Vizyonumuz Uluslar arası standartlara uygun sağlık hizmeti sunmak, kurum olarak hastanemizde tüm sağlık hizmetlerini tam teşekküllü verebilen, tercih edilen güven ve saygınlık duyulan, mutluluk veren bir sağlık kuruluşu olmaktır. |
| |||||||||||||||||||||||||
| Ankara Meslek Hastalıkları Hastanesi Hakkında |
| Ülkemizde çalışma koşullarını düzenlemeyi hedefleyen ilk yazılı metin 1865’de yayınlanan Dilaver Paşa Nizamnamesidir. Dilaver Paşa Nizamnamesi ile kömür madenlerindeki çalışma koşulları düzenlenmeye çalışılmıştır. Umumi Hıfzısıhha Kanunu diğer önemli metinlerden biridir. 1930 yılında yayınlanmıştır ve çalışma hayatına sağlık ve güvenlikle ilgili düzenlemeler getirmiştir. Umumi Hıfzıssıhha Kanunu, halen halk sağlığı, iş sağlığı ve güvenliği alanlarında önemli bir yaptırım aracı olarak kullanılmaktadır. Anayasamız, Borçlar Kanunu ve İş Kanunları iş hukuku, iş sağlığı, iş güvenliği, sosyal güvenlik alanlarında düzenlemeler içermektedir. Ayrıca iş sağlığı, iş kazaları ve meslek hastalıkları ile ilgili yaptırım gücü ve daha iyi uygulamalar için özendirme işlevi olan Sosyal Sigortalar Kurumu kanunları da gözden kaçmamalıdır. Sosyal Sigortalar Kurumu 1945 yılında iş kazaları ve meslek hastalığı pirimi toplayarak bu alanda sosyal güvenlik ihtiyacını karşılamıştır. Bu yıllarda, meslek hastalıkları ile ilgili var olan bilgi eksiği ve kurumun bu alandaki işlevlerini yerine getirirken diğer devlet hastanelerinden yararlanamaması nedeniyle SSK 1949 yılında ilk hastanesini kurmuştur: İstanbul Nişantaşı Meslek Hastalıkları Hastanesi. SSK sigorta kapsamına hastalık, analık gibi sigorta alanlarını da alınca birçok hastane kurmuş ve söz konusu hastane de hizmet hastanesine çevrilmiştir. 1970’li yıllarda Meslek Hastalığı alanında inceleme ve değerlendirme yapmak üzere SSK tarafından görevlendirilen ve birçok gelişmiş ülke örneğini inceleyen hekimler ülkemizde meslek hastalıkları sorununun büyüklüğünü ve “özelleşmiş hastaneler” kurulması gerekliliğini rapor etmişlerdir. 1978 yılında Ankara ve İstanbul illerinde iki meslek hastalıkları hastanesi kurulmuştur. Hastanelere teşhis, ilgili sigorta alanlarında sigortacılık kararları (maluliyet belirleme, sigortalılık işlemlerine hak kazanma kararı) alabilmenin ve tedavinin yanı sıra “kurumu korumak amacıyla” koruyucu sağlık hizmetlerini, gezici sağlık hizmetlerini ve meslek hastalıkları alanında eğitim hizmetlerini yürütme görevleri verilmiştir. Hastanelerin kurulmasıyla saptanan meslek hastalığı sayısında ve çeşitliliğinde artış yaşanmıştır. Meslek Hastalıkları Hastaneleri, ülkemizde birtakım ilklere imza atmıştır. İlk İş Psikolojisi Laboratuarı, İş Hijyeni Laboratuarı, Toksikoloji Laboratuarı, gelişkin Solunum Fonksiyon Laboratuarı, gezici iş sağlığı laboratuarı olan hastaneler olmuşlardır. Halen bu laboratuarların bir kısmı için devlet hastanelerinde tek olma durumunu sürdürmektedirler. Kuruluş ve gelişme aşamasında hastanelere hizmetleri geçen, hastanelerin bütüncül bilimsel ortamında kendilerini geliştiren ve bilgi birikimlerini çeşitli eğitim alanlarında bugüne kadar ve bazıları halen genç hekimlere ve mühendislere aktaran Haldun Sirer, Çağlar Kırçak, Engin Tonguç, Nazif Yeşilleten, Nazmi Özalp ve Özkan Kaan Karadağ gibi birçok hekimi burada anmak gereklidir. Hastanelerin elde ettiği Türkiye açısından eşsiz veriler birkısmı yurtdışında da ilgiyle karşılanan ve yayınlanan yüzlerce bilimsel makaleler, yüksek lisans tezlerinde değerlendirilmiştir. Ayrıca hastanelerin, ulaşabildikleri binlerce işyerinde “işin sağlıklı yürütülmesi” fikir ve çabasının başlamasına katkıda bulundukları da rahatlıkla söylenebilir. Ankara Meslek Hastalıkları Hastanesi, 1978 yılında Ankara SSK Ulus Hastanesi bünyesinde kurulmuştur. Hastane 1979-1985 yılları arasında Ankara Konur Sokakta , 1985-2001 yılları arasında İstanbul Yolunda Çalışma Bakanlığı İSGÜM binası’nda faaliyetini sürdürmüştür. 19.11.2001 tarihinden itibaren Keçiören’de şu an hizmet verdiği binasına taşınmıştır. 14.10.2002 tarihinden itibaren Meslek Hastalıkları Hizmeti yanında, Genel Hastane Hizmetleri vermeye de başlamıştır. Diğer SSK hastaneleriyle birlikte 19.02.2005 tarihinde Sağlık Bakanlığına devredilmiştir. |
| Hastane Adı: | Ankara İsveç Ayak Sağlığı Merkezi |
| Telefon: | (0312) 437 08 75 |
| Faks: | (0312) 437 08 75 |
| Adres: | Şehit Adem Yavuz Sk. 14/3 Yenişehir |
| İl: | Ankara |
| İlçe: | Çankaya |
| Web Adres: | www.isvecayak.com |
Ankara İsveç Ayak Sağlığı Merkezi adres ve iletişim bilgileri. Ankara İsveç Ayak Sağlığı Merkezi tanıtım sayfası. Ankara İsveç Ayak Sağlığı Merkezi randevu alma. | |
Ankara Hamdi Eriş Kazan Devlet Hastanesi
|
| |||||||||||||||||||||||||
| Ankara Güdül Devlet Hastanesi Hakkında |
| MİSYONUMUZ YATAKLI TEDAVİ KURUMLARI İŞLETME YÖNETMELİĞİ ÇERÇEVESİNDE MEVCUT ULUSLAR ARASI HİZMET KALİTESİ STANDARTLARINI HEDEF ALAN BİLİMSEL KURALLAR VE ETİK ANLAYIŞINA UYGUN PERSONEL VE HASTA TARAFINDAN İHTİYAÇ DUYULAN FİZİKSEL ŞARTLARIN TEKNOLOJIK YATIRIMLARIN ZAMANINDA YAPILMASI İLE RAHAT,KALİTELİ,GÜVENLİ, ÇAĞDAŞ KOLAY ULAŞILABİLİR BİR SAĞLIK HİZMETİ SUNMAK VE HUZURLU ,GÜLERYÜZLÜ BİR ORTAM GELİŞTİRMEKTİR. VİZYONUMUZ GELİŞEN VE DEĞİŞEN TEKNOLOJİYE UYGUN OLARAK HER İNSANA ÇAĞDAŞ,EVRENSEL, İNSANLIK VE TEBABET İLKELERİ İLE BAĞDAŞAN HİZMETİ ÜRETENİN VE KULLANANIN BİREYSEL MUTLULUĞU VE TATMİNİ ESASINDA ÜST DÜZEY SAĞLIK HİZMETİ SUNMAKTIR. |
Ankara Güven Hastanesi | ||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||
Ankara Fizik Tedavi Rehabilitasyon Eğitim Ve Araştırma Hastanesi
| |||||||||||||||||||
Ankara Fıtık Merkezi
| |||||||||||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||||||
| Ankara Eğitim Ve Araştırma Hastanesi Hakkında |
| Kalite Politikamız Hasta sağlığı alanında öncü bir kuruluş olmak amacıyla; • Hastalarımızın ve yakınlarının memnuniyetini en üst düzeyde tutmayı, • En son teknolojik gelişmelere paralel olarak çalışanların niteliğini eğitimlerle geliştirerek verilen hizmete uyarlamayı ve çalışan memnuniyetini sağlamayı, • Toplam Kalite Yönetimi felsefesini ve sürekli gelişmeyi, • Çevre sağlığına duyarlılığı • Yasal mevzuatlara uygun olarak sağlık hizmeti vermeyi İlke edinmiş bir kuruluş olmak kalite politikamızdır. MİSYONUMUZ VE VİZYONUMUZ Misyonumuz Biz sağlık hizmeti ve eğitimde; Hastalarımız İçin : İnsanın temel haklarından biri olan güvenirlik ve hızlı sağlık hizmetini tıbbi ve etik kurallara bağlı kalarak kalite inancımızla bütünleştirerek sunmak. Asistan Hekimlerimiz İçin : Çağdaş eğitimle, insani ilişkilerde sosyal iletişimin ve bilimsel alanda araştırmacılığın önemini kavramış temel becerilerle donatılmış, uzman hekimler yetiştirmek. Toplumumuz İçin : Ulusal sağlık politikaları ve belirlenen stratejilere uygun, kolay ulaşabilir, verimli ve etkin sağlık hizmeti sunmak için varız. Vizyonumuz Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi; Hasta ve çalışan gereksinimlerini çağın gereklerine uygun olarak karşılayan bir yapıya sahip, kendi alanlarında girişimci, araştırmacı, yenilikçi, liderlik yeteneğine sahip uzman hekimler yetiştiren, sürekli yenilenen ve ileri teknolojileri hızla kullanan dünya standartlarında sağlık hizmeti vererek başkentin ve ülkenin en kaliteli, en güvenilir sağlık hizmetini en eğitimli personel ile sunan, dünya çapında bilimsel çalışmaların yapıldığı,Bir merkezdir. |
Ankara Etlik İhtisas Hastanesi
| |||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||||||
| Ankalife Tüp Bebek Merkezi Hakkında |
| VİZYON Ankalife, yardımla üreme teknikleri konusunda, bilimselliği ve başarısı kanıtlanmış uygulamaları ile dünyada referans gösterilen bir kurum olacaktır. MİSYON Profosyonel, dinamik, güler yüzlü ekibi ile modern teknoloji eşliğinde, hasta memnuniyeti ve gereksinimlerini en üst seviyede karşılayan, güven ve gizlilik ilkelerine bağlı, bilimselliği ve başarısı kanıtlanmış yöntemleri ilk defa uygulayan bir sağlık merkezi olmak. |
Anatolia Tüp Bebek Ve Kadın Sağlığı Merkezi
| |||||||||||||||||||
| Hastane Adı: | Ankalife Kadın Sağlığı Ve Tüp Bebek Merkezi |
| Telefon: | (0312) 220 21 22 |
| Faks: | (0312) 220 21 20 |
| Adres: | Ziya bey Cad. 13. Sok. No : 10 Balgat - Ankara |
| İl: | Ankara |
| İlçe: | Çankaya |
| Web Adres: | www.ankalifetupbebek.com |
Kadın Sağlığı ve Tüp Bebek Merkezi | |
| Hastane Adı: | Anatolia Klinik |
| Telefon: | (0312) 426 14 74 |
| Faks: | (0312) 426 23 38 |
| Adres: | Bestekar Sokak No: 74/5 Kavaklıdere |
| İl: | Ankara |
| İlçe: | Çankaya |
| Web Adres: | www.anatolia-klinik.com |
Anatolia Klinik gençleşme güzelleşme ile ilgili sorunlarınızın çözüme kavuşacağı yerdir . Günümüzde, özellikle plastik cerrahi eğitimi almamış kişilerin bir araya gelerek kurdukları "estetik merkezleri" hızla çoğalmakta, konunun uzmanı olmayan kişiler sözde sihirli güzellik reçeteleri sunmakta ve sonuçta maddi ve manevi çöküntü ve hayal kırıklıklarına yolaçılmaktadır. Özellikle, yüzün gençleştirilmesi konusunda cerrahi ve cerrahi olmayan yöntemlerin kişi ve duruma özgü olarak ayrı ayrı veya kombine edilerek kullanılması optimum sonuçlar elde edilmesi için zorunludur.Bunun içinde derinlemesine bir bilgi birikimi ve sanat gözü gereklidir. Aynı şekilde, farklı plastik cerrahi uygulamaları sonrası güzellik uzmanı ve masörün aynı ekip içinde birlikte hareket etmeleri sonucun mükemmelliği açısından çok önemlidir. Buradan hareketle, plastik cerrah, güzellik uzmanı ve masörün aynı çatı altında bir ekip oluşturmaları zorunludur. Anatolia Klinik'te bu ekip çalışması gerçekleştirilmektedir. Günümüzde Estetik Cerrahide en önemli başarı belgesi istikrarlı performans gösterilmesi ve tekrar edilebilen sonuçlar elde edilmesidir. Doğada sihirli formüller yoktur. Bunun yerine, sürekli gelişen bilimin ışığında yeni bilgilerin adapte edilmesi ile geliştirilen teknolojiler ve bunu kullanan usta ellerin oluşturduğu güzel sonuçlar vardır. Estetik plastik cerrahi bilim ve sanatın eşsiz bir kombinasyonu olup, bu bütünü oluşturan parçalardan yekdiğeri olmaksızın mükemmele ulaşmak olanaksızdır. | |
Almed Kulak Burun Boğaz Horlama Ve Ses Hastalıkları | |||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||